Bayanların, hatta son yıllarda beylerin de
kozmetik anlamda kendilerine bakma ihtiyacı,
modern ve sağlıklı yaşamın gereği olarak, artmış
ve bunun sonucu olarak istenmeyen tüylerin yok
edilmesi son yıllarda en popüler kozmetik
uygulamalardan biri durumuna gelmiştir.
Uygulamalar geleneksel metotlardan yüksek
teknolojinin kullanımına uzanan geniş bir
yelpaze oluşturmaktadır. Yelpazenin en gelişmiş
ucunda günümüzde lazer epilasyonlar yer
almaktadır.
Lazer nedir ve tüylere nasıl etki eder?
” Light Amplification by Stimulated Emission of
Radiation” ın baş harflerinden oluşan İngilizce
LASER kelimesinin Türkçe kullanımı “lazer” dir.
Lazerler bir yönde ilerleyen yoğun ışık üretir.
Lazer ışığı renkli olduğu gibi renksiz olup
görülmeye de bilir. Görünürlük dalgaboyu ile
ilgilidir. Dalgaboyu ve gücü lazerlerin tıbbi
kullanım alanlarını belirler. Farklı lazerler
tıpta değişik amaçlarla kullanılabilir:
Epilasyon, leke tedavisi, cilt bakımı, göz
operasyonları, ağrı tedavisi, damar tedavileri
ve daha pek çoğu.
Epilasyon amaçlı kullanılan lazerler ruby,
alexandrite,diod, nd.yag olarak incelenebilir.
Ruby lazerde dalgaboyu 694nm'dir. Alexandrite
lazerde dalgaboyu 755nm'dir. Diod lazerde
dalgaboyu 800-900nm, Nd.YAG lazerlerde ise 1064
nm'dir.
Epilasyon amaçlı lazer cihazlarının teknolojisi
ilerledikçe dalgaboylarının arttığını görüyoruz
çünkü dalgaboyu vücutta ışığın etkileyebileceği
alanlarda önem kazanmaktadır. 600nm altındakini
hemoglobin ve protein absorbe ederken 1100nm nin
üzeri ise dokudaki su tarafından tutulur. Cilt
600-1100nm arasına geçirgendir.
Epilasyon sırasında lazer ışığı kıl köküne
ulaşana kadar cildi aşmak zorundadır. Cildimizde
bulunan ve rengini veren melanin düşük
dalgaboyundaki ışığı tutar cilt etkilenebilir.
Dalgaboyu arttıkça melanin içeren cildin
etkilenme ihtimali azalır. Dolayısı ile yüksek
dalgaboyu daha derine ilerlemeyi sağlarken hem
yoğun melanin içeren kıl köküne rahat ulaşılır
hem de ciltte tutulmadığı için cildin etkilenme
ihtimali ortadan kalkar. Cilt rengi koyu
olanlarda dalga boyu en yüksek ışığı üreten
lazerin kullanımı yan etki ihtimalini ortadan
kaldırmaktadır. Yan etkilerin ciltte oluşmaması
ve en iyi sonuca ulaşılabilmesi için lazerlerde
dalgaboylarının haricinde dinlenme süresi, atım
aralığı, soğutma vb. özelliklerde gün geçtikçe
geliştirilmektedir.
Lazer, kıl kökünde yüksek ısı etkisi yaparak
kökün yok olmasını sağlar. Koyu renkli ve kalın
tüyler ısıyı daha iyi tuttukları için lazer ile
tedavileri daha başarılıdır. Tüy rengi cilt
renginden koyu olanlar en kısa sürede en az yan
etki ile sonuca ulaşabilirler.
Tedaviyi yakından etkileyen diğer bir konu da
tüylerin evreleridir: Anajen, katagen, telojen.
Aktif büyüme evresi anajendir. Bu evrenin süresi
tüy uzunluğunu belirler. Örneğin saç tellerimiz
3 yıla kadar bu evrede kalabilir. Saçlarımızın
ortalama %85 i bu evrededir. Katajen ise
gerileme evresidir. Birkaç hafta sürer. Telojen
ise duraklama-dinlenme evresidir. Aktif büyüyen
yeni tüylere bağlı aylarca sürebilir. Örneğin
kafa derisi tüylerinin bu safhası göğüs
tüylerinden daha kısadır. Anajen safhadaki
tüylerin lazer epilasyona en iyi cevabı verdiği
gösterilmiştir.
Lazer epilasyon uygulamasında cilt tipinize (Fitzpatrick
cilt foto tipleri) göre güç seçimi yapılır. Bu
sayede kıl köklerine etki edecek ancak ciltte
olumsuzluk gözlenmeyecek güçte çalışılarak en
kısa sürede tedavinin bitirilmesi amaçlanır.
Ancak herkesin vücut yapısı ve hormonsal
seviyeleri, cilt tipi farklı olduğu için sonuca
ulaşmak için gereken süre kişiden kişiye
değişebilir. Seanslar tüyleri anajen (büyüme)
safhasında yakalamaya uygun sürelerde
tekrarlanır. Her seans uygulama yapılacak
bölgenin genişliğine göre farklı sürede
tamamlanır . Ancak uygulama çok pratik olduğu
için seansları en kısa süren epilasyon
yöntemidir.
Lazer uygulamalarının kanunlar gereği doktorlar
tarafından yapılması gerekmektedir. Bu yasal
zorunluluk tedavinin yan etki gözlenmeden
tamamlanması ve uygulama yapılmaması
gerekenlerin kesin belirlenebilmesi içindir.