Ardından; TRT İstanbul Televizyonu'ndaki
sunuculuk sınavlarına katılarak sunucu
olmaya karar verdi. Bunda da başarılı
oldu. Sunuculuk mesleği yerini Deniz
Seki'nin içinde her zaman var olan
müzisyenliğe bırakabilmesi için
keşfedilmesi gerekiyordu ve bu olay 1993
yılında Melih Kibar'la tanışması sonucu
gerçekleşti.Tesadüfler sonucu Melih
Kibar'la tanıştı ve sesini dinlemesini
rica etti. Kendisi de Deniz'i stüdyosuna
davet etti. Kısa bir süre sonra reklam
filmleri seslendirmeye başladı. Böylece
sanat hayatındaki önemli adımlardan birini
başarılı bir şekilde atarak yoluna, Kenan
Doğulu, Emel Müftüoğlu, Ege, Ferda Anıl
Yarkın, Zuhal Olcay ve Yaşar gibi
sanatçılara vokalistlik yaparak devam
etti.
1995 artık kendisini solo olarak şarkı
söylemeye hazır hissettiği yıldı ve Deniz
PopShow 95 adlı şarkı yarışmasına, ilk
yazmış olduğu parçayla katıldı ve 1. oldu.
Eline geçen bu önemli fırsatı hemen
değerlendiren Deniz Seki, 1 yıl süren bir
çalışma sonunda "Hiç Kimse Değilim" adlı
ilk albümüyle müzik piyasasına atılmış
oldu
Daha sonra yaşamış olduğu duygu
yoğunlukları karşısında söz yazarlığı ve
bestecilik kimliğini farketti ve aklına
gelen herşeyi sürekli kaydetmeye başladı.
25 Aralık 1999 tarihinde "Anlattım" adlı
ikinci albümüyle yeniden hayranlarıyla
buluştu. Bu albümde Deniz'in biraz daha
büyüdüğü açıkça hissediliyordu. Bu
albümdeki parçaların söz ve müzikleri
çoğunlukla kendisine aitti. Ardından
"Şeffaf" ve "Aşkların En Güzeli"
albümleriyle sevenlerinin kalbindeki
yerini sağlamlaştırdı...