|
Silikon Vadisi=Bilgi+Ekonomi=Yaşamsal refah
1700'lerde teknoloji icad edildiğinde anlamı,
sistematik, organize amaçlı bilgiydi.
21. yüzyıla gelindiğinde herşey değişiyordu,
toplumlar, davranışlar, inançlar, sosyal ve
siyasal hareketler. İnsanoğlu bilginin
peşindeydi, bilgiyi daha çabuk ve daha hızlı
elde etmek için çalışıyordu.
Hiç şüphesiz bu değişimden en büyük payı ekonomi
alıyordu. Artık çağımız teknoloji çağı, tanımı
ise "bilgi ekonomisiydi". Emek, sermaye, toprak
ikinci planda kalmış, asıl üretim faktörü bilgi
olmuştur. Bilgi yönetimininin ve bilgi
teknolojisinin birleşimi denildiğinde akla ilk
olarak ABD'nin "Silikon Vadisi" gelir.
1950'li yıllarda Amerikalı akademisyenlerin
bilgi ve Ar-Ge tecrübelerini ekonomik değer
haline getirip pazara çıkmak istemeleri
sonucunda ortaya çıkan Silikon Vadisi bir diğer
adıyla teknopark, A.B.D'nın California'
eyaletinde bulunan Stanford University
öncülüğünde kurulmuştur. Bu bölgede 200,000 iyi
yetişmiş insan gücü katma değeri yüksek
ürünlerin geliştirilmesi için çalışmaktadırlar.
Teknoparklar, üniversiteler, araştırma
laboratuvarları ve sanayi kuruluşlarının aynı
ortam içinde bilim-teknoloji ve Ar-Ge
çalışmalarını geliştirdikleri, birbirleri
arasında teknoloji transferine imkan tanıyan
yerlerdir. Gelişmiş ve gelişmekte olan
ülkelerde, pekçok önemli teknoloji geliştirme
projesinin yürütülmesi ve sonuçlanarak
ticarileşmesi için uygun altyapı imkanları
sunar.
Üniversiteler, araştırma kurum ve kuruluşları
ile sanayinin işbirliğini sağlayarak teknoloji
yoğun üretim ve girişimciliği desteklemeyi ve bu
alanlarda yatırım olanakları yaratmayı amaçlayan
Silikon Vadisi aynı zamanda teknolojik bilgiyi
ticarileştirmeyi, KOBİ'lerin yeni ve ileri
teknolojilere uyumunu sağlamayı ve
araştırmacılara iş olanakları yaratmayı da
hedefliyor. Tasarının başka bir amacı da ileri
teknoloji sağlayacak yabancı sermayenin ülkeye
girişini sağlayacak teknolojik altyapıyı
sağlamak ve teknoloji transferine yardımcı
olmak.
İleri teknoloji kullanan/üreten şirketlerin
oluşumunu ve büyümesini desteklemek, teknoloji
gelişimini sağlamak, bu yönde çalışma yapan
şirketlere Ar-Ge çalışmalarını yürütebilecekleri
ortam ve destek sağlamak, üniversite-sanayi
işbirliğini en üst düzeye çıkarmak,
üniversitedeki gelişmiş insan gücünün ve altyapı
olanaklarının ekonomik değere dönüştürülmesini
sağlamak, ülkenin teknolojik düzeyini
yükselterek uluslararası rekabet gücünün
artırılmasına ve ekonominin gelişimine katkıda
bulunmak'' amaçlarını gerçekleştirecek.
Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan Silikon
Vadisi'nde San Jose ile Sanfrancisco arasında
yayılmış 6000 ileri teknoloji şirketi
bulunmakta. Silikon Vadisi'nin bir yanında
Stanford, diğer yanında da California
Üniversitesi var. Silikon şirketlerinin başarısı
dünyadaki ekonomik ve teknolojik gelişmelerinde
yönünü belirliyor. Bu şirketler diğer ülkelerde
bilinmeyen bir yönetim modeline sahip. Silikon
Vadisi'ndeki şirketler daha doğru, daha güzel ve
daha iyi bir üretim ve yönetim yöntemlerini yani
toplam kaliteyi yakalayabilmek için özgür bir
yönetim modeline sahip. Silikon Vadisinde
mühendis, veya yönetici, işçi veya patron
olmanız önemli değil... Herkes eşit şartlar
altında çalışıyor.
Stanford Üniversitesi mühendislik bölümü
profesörlerinden Frederick Terman'ın, Bill
Hewlett ve Dave Packard adlı iki üniversite
öğrencisine yol gösterdiği 1933 yılından bu yana
Vadi, kişilere, fikirlere ve icatlara para
yatırıyor. Terman'ın öğrencileri ilerki yıllarda
Silikon Vadi'sinin öncü teknoloji şirketi olan
Hewlett-Packard'ı kuracaklardı.
O zamandan beri dünyanın her köşesinden en zeki
ve en parlak kişileri Silikon Vadisi'ne
geldiler. Ana sermaye olarak ta Stanford ve
Berkeley'deki Kaliforniya Üniversitesi'ni
kullandılar. Burası hem teknoloji alanında
önemli isimlerin bulunduğu, hem de Hewlett ve
Packard'ın yolundan gitmeye çabalayan yüzlerce
yeni mezunun kuluçkaya yatırıldığı yer. Burada
Pong adındaki ilk video oyununun yanı sıra, ink-jet
yazıcı, video kayıt cihazı, mouse ve kişisel
bilgisayar gibi bilgi çağının vazgeçilmez birçok
unsuru, icat edildi. Silikon Vadisi, tüm dünyayı
teknoloji aracılığıyla birbirine bağladı.
Gelelim diğer teknoparklara:
Boston'un Back Bay bölgesinde kurulu olan GOS001
Boston... Boston, akademik bir şehir olarak
genişliği onaylanmıştır. Bir çok ünlü
üniversiteleri, kolej, araştırma enstitüleri ile
başşehre ait bölgedir. Harvard, M.I.T., Boston
Üniversitesi ve Massachusett Hastanesi dünyaca
ün yapmış birkaç isimdir. Bu şehir tüm dünyadaki
insanları, öğrenim görmek, uluslararası kariyer
elde etmek için çağırmaktadır.
Los Angeles'ın güneyine 1 saat uzaklıkta bulunan
GOS001 Costa Mesa....
Okul, muhteşem plajlara, restorant ve alışveriş
merkezlerine sadece birkaç dakika uzaklıktadır.
Ünlü parklar olan Disneyland ve Universal
stüdyoları çok yakındadır.
Manhattan'da 42. sokağın köşesiyle 5. caddede
kurulu olan GOS001 New York...
Okuldan yürüyerek şehrin önemli yerleri olan
ünlü birçok müze, tiyatro, dükkan ve parkları,
Modern Sanatlar müzesini, Brodway, Gucci, Empire
State binasını, Central parkı gezebilirsiniz.
GOS001 Seattle...
Burası küçük bir kasabayı andırır. Gece
klüplerinden kitapçılarına kadar herkese göre
birşeyleri olan bir yerdir. GOS001 Seattle'ın
ideal yer olması; öğrencilerin ingilizceyi en
uygun yerde kullanmasına olanak sağlamasıdır.
Los Angeles'a 30 dakika uzaklıkta GOS001
Torrance...
Okul, Birleşik Devletlerin kalbi olan eğlence
sektörüne çok yakındır.
MSR Cambridge...
Microsoft'un Cambridge İngiltere'deki Araştırma
Laboratuarı (MSR Cambridge) 1997'den beri
yarınların teknolojilerine yön vermek için
çalışıyor. MSR kadrosunda Avrupa'nın en iyi
araştırmacılarını barındırıyor.
Avrupa'daki beyinlere de yakın olmak isteyen
Microsoft kendisine Cambridge'i Avrupa üssü
olarak seçmiş ve 1997'de bir araştırma
laboratuarı (MSR Cambridge) kurarak,
yatırımlarına başlamış. O güne kadar hep küçük
ölçeklerde kalan bu tip yatırımlar bölgeye
Microsoft'un gelmesi ile birlikte artmaya
başlamış. Gelirlerinin %20'sini (5 milyar USD)
araştırma bütçesi olarak kullanabilen
Microsoft'un 1997'de Cambridge'te 3 kişi ile
başlattığı yatırım, bugün 13 Avrupa ülkesinden
60'tan fazla araştırmacının çalıştığı bir
laboratuar haline gelmiş.
Microsoft'un MSR Cambridge için bugüne kadar
direkt harcadığı yaklaşık 50 milyon Sterlin'in
yanında, bölgeye verdiği önemi göstermek için
Cambridge'teki küçük teknoloji firmalarına
yaptığı 10 milyon Sterlin'lik yatırım ve Amadeus
I risk sermayesine sağladığı 5 milyon
Sterlin'lik bir katkı da bulunuyor. Bütün bu
hareket ve harcamalar Cambridge'i bugün,
1200'den fazla teknoloji firmasının 35,000
çalışanı ile kümelendiği bir teknoloji üssü
haline çevirmiş. Cambridge'li 5 firma 1 milyar
Sterlin'den daha fazla ciro yaparak birer dünya
devi haline gelmişler.
Cambridge Üniversitesi'nde okuyan 12,000 öğrenci
ve 4,000 araştırmacı çok büyük bir potansiyel
yaratıyor. MSR Cambridge'in üniversite ile
organik bağları bulunuyor.
Türkiye ODTÜ Teknoparkı...
1987'de çalışmaları başlayan şu anda 200
metrekare kapalı alanı bulunan Teknoparkın 2020
yılında 200 bin metrekare olması hedefleniyor.
ODTÜ Teknoparkında, teknolojik gelişmeler için
firmalara bazı alanlarda muafiyetler sağlanıyor.
Teknokentte üniversite görevlilerini istihdam
eden firmalardan gelir vergisi indirimi
yapılıyor ve araştırma geliştirme
faaliyetlerinden elde edilen kazançtan gelir
vergisi ödenmiyor.
ODTÜ Teknoparkı'nda şu an ağırlıklı olarak
yazılım firmaları faaliyet gösteriyor.
Teknopark'ta 2 binanın yapımı tamamlandı. Yapımı
süren binaların tamamlanmasıyla birlikte halen
43 firmanın faaliyet gösterdiği teknoparkta,
firma sayısı 65'e yükselecek.
Teknopark'taki firmaların halen 150-200 arasında
bilişim projesi yürütüyor ve firmalardaki
personelin yüzde 80'i araştırma ve geliştirme,
yüzde 20'si ise destek birimlerinde görev
yapıyor.
Teknopark'ta yazılımevlerinin yanı sıra model
üretim kısımları ve laboratuvarlar ile toplantı
salonları da yer alacak. Genişlemeler sonucunda
Teknopark'taki firma sayısı 500, araştırmacı
sayısının ise 4 bine ulaşması planlanıyor.
Teknopark oluşumları ülkemizde yeterli değil.
Ülkemizin ilk teknoparkı olan ve halen yapımı
devam eden ODTÜ Teknoparkından ve
Üniversitelerin içinde yapılan yüksek teknoloji
çalışmalarından özel sektör haberdar değil. Bu
nedenle de üniversite - sanayi işbirliği
sağlanamıyor.
Sanayi kuruluşları, teknoloji ithal etmek yerine
teknoloji üretmenin yaratacağı faydaları henüz
bilmiyor. Bu nedenle de teknoparkların
oluşmasına ilgisiz. Teknopark yasasının henüz
oluşmaması, bu alanda yatırım yapmayı
düşünenleri de beklemeye itiyor.
Ar - Ge çalışması yapacak bilgiye sahip öğretim
üyeleri ile araştırma görevlileri, ortak
çalışmalar konusunda yasal bir yönetmelik
olmadığı için, projenin başarı ile
sonuçlanmasında kazançlarının ne olacağını
bilmiyorlar.
Teknoloji Araştırma Merkezlerinde geliştirilen
başarılı projeler, pazarlanmadığı için rafa
kalkıyor.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen ODTÜ
Teknoparkında başarıyla sonuçlanan birçok proje
var. Bunlar Chip - card uyumlu, bilgisayar
kumandalı yiyecek - içecek satış otomatları
tasarımı. Chip - card ile güvenli bilgi kaydı,
kredi işlemleri, kimlik denetimi, ücret ödeme
otomasyonu gibi cihazların tasarım ve üretimi.
Alternatör regülatör geliştirilmesi. Stand -
alone bilgisayarlı elektrokardiyografi sistemi
geliştirilmesi. Elektronik su armatürleri
tasarımı ve üretimi. Bilgisayar yazılımları ve
bilgisayar kartları tasarımı, Türkiye'de
geliştirilmiş ilk Hardlock'un tasarlanıp
üretilmesi.
Kimler katılabilir?
İleri teknoloji, yenilik, yaratıcılık ve bilgiye
dayanan faaliyetler esas olmak üzere, Ar - Ge
ağırlıklı çalışmalar yürüten firmalar,
teknoparkta yer almak için teknopark yönetimine
başvuruyor.
Firmalar, teknopark içinde ofis kiralıyor. Kira
şartları üniversitenin şartlarına göre
değişiyor. Örneğin ODTÜ ve TÜBİTAK 25 yıla kadar
kira sözleşmesi yapabiliyor. Bazı durumlarda bu
kira 49 yıla kadar çıkabiliyor.
İsteyen firmalar ise yap-işlet-devret modeli ile
bina yapabiliyor. Bu binayı 25 ile 45 yıl
arasında kullandıktan sonra üniversiteye
devrediyor. Arsa ise yine kiralanıyor veya
yatırım karşılığı ücretsiz tahsis ediliyor. Bu
şartlar üniversiteye göre değişiyor.
Teknopark içinde ortak kullanım için laboratuvar,
araştırma merkezi, kütüphane, yönetim, iletişim
imkanı, sekreterlik, hukuk, muhasebe, yönetim,
bilgi - işlem merkezi, rekreasyon, dinlenme
alanları ile sportif olanaklar bulunuyor.
Üniversite ve araştırma merkezlerinde
gerçekleştirebilecek türden araştırma bilgisi
gerektiren yeni iş alanlarının oluşumunu ve
gelişimini harekete geçiren; bulundukları
bölgenin teknolojik altyapısını ve gelir
düzeyini artıran; yetişmiş işgücü için iş
olanakları sağlayan ve yabancı yatırımcıları
bulundukları bölgeye çekmek üzere kurulması
planlanan teknoparklara yapılacak destekler
Ülkemizi istediği refah düzeyine ulaştırabilir.
|